24 Temmuz 2013 Çarşamba

{MissKitap} Çok İstiyorum Ama ?!?!

Bu haftanın MissKitap'ı huzurlarınızda (: 
Kişisel Ataleti Yenmek
Birçoğunuzun atalet de ne demek dediğini duyar gibiyim. 
Ne zaman bu kitabı elime alsam, bu soruyla karşılaşıyorum ve itina ile cevaplıyorum. 
Şimdi de cevaplayayım: 
Atalet, eylemsizlik hali. İstemsizce durağanlık hali yani. Bir şeyi yapmak isteyip de yapamama, fikir var, düşünce var ama faaliyet yoksa; üzgünüm siz de ataletlisiniz. 



*Fotoğraf için Sezsel'e teşekkür ederim
Ya ben var ya neler biliyorum ama ah bi' yapabilsem, ben de onun yaptıklarını yapabiliyorum ama ..., istediğim çok şey var ama elimi kaldıracak halim yok, aslında çok istiyorum ama harekete geçemiyorum hallerinin hepsi ve daha fazlası ataletli insan halleridir.
Bu kitabı nasıl edindiğimi, hangi yılda edindiğimi hatırlamamakla birlikte, aldığımdan beri defalarca elime almışlığım, üzerinde çalışmışlığım vardır. 
Kişisel gelişim okudum, oldu şeklinde olmuyor ne yazık ki, olamıyor. 
İçinizdeki rezervlerin değişimi bazen pat diye ansızın, bazen ise yaşlı bir kaplumbağa hızında oluyor. 
Bu yaz da Sez'in öncülüğü ile bu kitabın sayfalarında kaybolmaya başladık. "Ya işte ben" gibi nidalar ata ata, birbirimize en can alıcı yerlerinin fotoğraflarını çekip yollaya yollaya okuyoruz. Kitapta bazı ödevler var, harekete geçmek için yapılması gerekenler, motivasyon tabloları gibi. Geçtiğimiz haftalarda saatlerimizi alan, en can alıcı ödevimizdeki sorular aşağı yukarı şu şekildeydi: 
Şu anki hayatınızdan memnun musunuz? 
Hayal ettiğin hayat ile şimdiki hayat arasında ne gibi farklar var? 
Bu şekilde yaşamaya devam edersen 5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun? ve daha fazlası. 

Her soru ayrı bir kaos yaratmadı değil ben de, ilk başlarda kaçtım cevaplamaktan, sonra kendimle yüzleşmeyi kabullendim ve döküldüm. Şimdi önümü daha iyi görüyorum. Fark ettim, arzu ettiklerimi, o arzularımı neden istediğimi, şimdiki hayatı neden yaşadığımı, ne yaparsam istediğime kavuşacağımı. Farkındalıkla başlıyor değişim. O yüzden umutluyum, kendimden (: (Hatta yenilikler olmaya başladı bile, yakında yazacağım (;) 

Sadece bu kitap değil tabi ki fark ettiren, Sez'le yaptığımız uzun ve koyu salıncak muhabbetleri. Biz otururuz ve saatlerce konuşuruz, bu yıllardır böyle. Yaşam Rehberlerim: Esra Banguoğlu ile Aykut Oğut yazımda da dediğim gibi;  "(...) Artık bünye ister hale geldi, Sez'le ara verelim böyle sohbetlere. Hemen "Hadi, bu ara ihmal ettik" diyoruz ve her sohbette neler öğreniyoruz, neler keşfediyoruz..." 



  
Bir tomurcukta sımsıkı kalıp kurumak da elimizde, tomurcuktan sıyrılıp çiçek açmak da... 

Not: Bugünkü MissKitap yazımı önceden yazmıştım, sabah gelen üzücü haber karşısında aldığım ders; bir şeyler için geç olmadan harekete geçmek gerektiği ve kaybedecek zamanımızın olmadığı. Çok garanticiyiz bu hayatta ama hayat bize garanti sunmuyor! Biz öyle zannediyoruz. 

Hayatta yapamadıklarımızdan dolayı pişman olmamak dileğiyle

Selçin Demirağ 

2 yorum:

  1. Merhabalar,
    Ellerinize emeğinize sağlık. Bloğunuzu çok beğendim ve izlemeye aldım. Bana da bekliyorum. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimi bıraktımmmm…..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Çok teşekkür ederim. Ne güzel demişsiniz, "güzel paylaşımlarda bulunmak dileğiyle"... Sevgiler (:

      Sil