5 Eylül 2013 Perşembe

{MissKitap} Serilip Çimlere...

Yazı özlemle beklediğim de duygularım nasıl umutluysa; sonbaharı karşıladığım duygularımın dozajı daha fazla, daha coşkulu. Severim sonbaharı... Yazın kavuruculuğunun üzerimizden gidip de esen hafif rüzgarla baş başa kaldığımız günlerin habercisi ya sonbahar, sevmeyip ne yapacağız. İlla sev beni diyor kendileri. Seviyoruz, seviyorum da en sevdiğim, en vazgeçilmezim İlkbahar benim. Doğanın doğuşu, uyanışı, doğa ile birlikte 88 senesinde benim de doğuşum olduğundan. Her sene Mart'ın 28'ini gösterdiğinde takvimler, kendi doğuşuma şükrediyorum ben, doğayla birlikte. Sevdiklerimle de tabi ((:

Aslında bahar sevdalısıyım. İlk baharın tadından başka Sonbaharın tadı. Sonbaharın romantik rengini, zaman zaman üşütse de esen rüzgarını, hüznünü seviyorum.




3 Eylül 2013 Salı

{TEMA} GençTEMA'ydım ben (:

E-posta kutumda bir şeyler ararken karşıma çıktı GençTEMA yazışmaları/m. Yıllar yıllar öncesine gittim birden. Nasıl heyecanlandım, nasıl duygulandım anlatamam. Ağladım, ağlayacağım neredeyse. Saçma bir duygusallık geldi üstüme. İlk işim tüm yazışmalarımı okuyacağım tek tek ((: 

Kızmışım/z, çok sevinmişim/z, başarmışım/z, her şeyden önce istemişim/z bir şeyleri değiştirmeyi, çabalamışım/z da. Yeşil için, doğa için, gezegen için küçük büyük değişimi istemişim/z işte. Bundan güzeli varsa o da bu uğurda daha çok emek harcayanların yaptıklarıdır bence.   


* O günlerden, Erozyon'la Mücadele Haftası 2009 Yılı Etkinlikleri

24 Temmuz 2013 Çarşamba

{Müzik} Birsen Tezer Kurtardı Gecemi!

Masa başında geçen ömrümün en can yoldaşı tabi ki müzik... Bazen ne çaldığını fark etmiyorum bile, bazen ise şarkının melodisini duyduğum anda duruyor her şey o anda.

Tıpkı Birsen Tezer'in İkinci Cihan albümünde yer alan Delikanlı şarkısında olduğu gibi:



Geçtiğimiz yıl İlhan Şeşen'in "41 Yıl 41 Şarkı 41 Hikaye" konserinde ilk kez canlı dinlemiştim Birsen Tezer'i. Düet yaptıkları, bayıla bayıla dinlediğim "Tuhaf" şarkısı da İkinci Cihan' da yer alıyor, doya doya dinliyorum.

{MissKitap} Çok İstiyorum Ama ?!?!

Bu haftanın MissKitap'ı huzurlarınızda (: 
Kişisel Ataleti Yenmek
Birçoğunuzun atalet de ne demek dediğini duyar gibiyim. 
Ne zaman bu kitabı elime alsam, bu soruyla karşılaşıyorum ve itina ile cevaplıyorum. 
Şimdi de cevaplayayım: 
Atalet, eylemsizlik hali. İstemsizce durağanlık hali yani. Bir şeyi yapmak isteyip de yapamama, fikir var, düşünce var ama faaliyet yoksa; üzgünüm siz de ataletlisiniz. 



*Fotoğraf için Sezsel'e teşekkür ederim

21 Temmuz 2013 Pazar

{Kişisel} TezSel-Bilmemkaç

Geçenlerde telefonuma gelen şu mesajla ağlanacak halime güldüm ben. 
Aylom'un notu da şuydu: "İşte Selçin'in tezden sıkıldığında ve kafayı yediğindeki hali."
Daha önce bu karikatürü okumuş, tebessüm etmiştim. 
Şimdi ise tam da şu günlerde yaşadığım ruh haline cuk oturmasından dolayı kahkahalarla güldüm.

{Kitap} Listemi Oluşturdum Lay Lay Lay (;

Pinuccia'nin Kitapları blogunun başlattığı Okuma Şenliği Yaz 2013'e katılacağımı bu hafta duyurmuştum (Buyurun; yazım). Etkinliği gördüğümden beri heyecanlıyım. Acaba hangi kitapları seçsem?, acaba bu kitabı dahil etsem mi?, önce hangi kitabı okusam? gibi bir sürü soruyla keyifle boğuşuyorum (: 




17 Temmuz 2013 Çarşamba

{MissKitap} Dönüşteyken Dönüş (:


Ayşe Kulin'i annem yıllardır okur, sayesinde kitaplarının çoğunu ben de okudum. Annemden gelen alışkanlıkla yeni çıkan kitabını mutlaka alır okumaya çalışırım. Haziran ayında "Dönüş" adlı kitap çıkardığını görünce, alışveriş sırasında kitabı çantama atıverdim, hikayenin ne olduğunu, ne anlattığını bilmeden. Ben kitabı elime alamadan, ablam okumaya başladı. Ancak o zaman keşfettik ki aslında bu kitap: Ayşe Kulin'in 2011 yılında yayımladığı Gizli Anların Yolcusu romanın ardından 2012 yılında yayımladığı Bora'nın Kitabı romanın devam romanıymış. Gizli Anların Yolcusu'nun üzerine Perihan Mağden'in Ali ile Ramazan'ı da okuyunca o dönem hayatın o hiç görmek istemediğimiz ama en kaçınılmaz gerçeği suratıma tokat gibi çarpmıştı. Cinsel istismar. Bu iki kitabın bir başka ortak özelliği ise alışagelinen kadın-erkek ilişkilerini değil, iki erkeğin ilişkisini anlatıyor olmasıydı. İlk defa bu tarz bir roman okuyor ve bu tür ilişkilere yakından şahitlik ediyordum. Bazen adapte olmakta, kurguyu kafamda canlandırmakta zorlanmıştım. İki romanda da insanın en büyük düşmanı; yine anlamsız (!) ön yargılar ve eleştirilerdi. İnsan öyle olaylara şahitlik ediyor ki sanki her şeye çare bulunabilir de şu ön yargıya ve eleştirmeye asla çare bulunamayacağı umutsuzluğuna kapılıyor.            



16 Temmuz 2013 Salı

{Müzik} Diday Diday Day

Şimdi gecenin en güzel saatlerinde hiç ayrılmak istemediğim balkonumda, kulağımda MFÖ sözleri, tınıları...    

MFÖ şu an ismiyle hiçbir şey çağrıştırmayan ama çooook anlamlı sözlere sahip olan Diday Diday Day şarkısını söylüyor, bana, sana, ona (: 

1985'te Eurovision Şarkısı ve MFÖ'nün harika halleri de benden size armağan olsun.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

{Müzik} Mabel Matiz'e Vuruldum!

Aysel'in albümünün çıkacağı haberini aldığımda oldukça heyecanlandım. Aysel Gürel'in şarkılarını çok severim. Çocukluğum 90'larda teyzemin teybinde dinlediğimiz Sezen Aksu, Sertab Erener kasetleri ile geçti. Sevda eskiye dayanır yani. Aysel'in albümünü koşa koşa kendime tatil hediyesi olarak aldım ve alalı beri arabada sadece o CD'yi dinliyorum. Favori şarkılarım; Ayıpsın Ayıp, Yolun Başında, Yine Yeniden, Ah Mazi, Sultan Süleyman, 1945. Sözlerin derinliği, müziklerin büyüleyiciliği... Bu şarkılar beni yolla birlikte alıp götürüyor, yaşananlara, bilmediklerime. Dün Aysel'in şarkıları ile Kıyıköy yolundaki doğanın güzelliği Instagram'da paylaştığım videom:

video

14 Temmuz 2013 Pazar

{Kitap} Oku, Eğlen, Kazan (:

Blog yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Bunu bugün bir kez daha anladım. Uzun zamandır ülke ve şahsi hayatımın gündeminden dolayı bloguma hayal ettiğim özeni veremiyordum. Dün akşam blogumla ilgili beni çook heyecanlandıran kararlar alıp uygulamalarına başladığımdan, bugün güne çok daha mutlu ve enerjik başladım ((: Hatta dün gece daha doğrusu sabah ancak yatağa girebildim. Adrenalin işte geldi uyutmadı beni (;


Blog keşif. Blog paylaşım. Blog yenilik. Blog hayal etmek. Blog gelişmek. Blog bilinmeyen. Blog geliştirmek. Blog öğrenmek. Blog öğrencilik. Blog bilineni farklılaştırmak. Blog öğretmenlik. Blog üretmek. Blog eğlenmek. Blog yaşam. Bence! 


Tüm bu duygularıma bir de harika bir etkinliğin keşfi eklenince yerimde duramaz oldum. Hemen yazmalıyım, dedim. Hatta devamlı yazı yazasım var şu an. Durduramıyorum kendimiiii!!!! (:     

Tatilde kitaplara karşı bitmeyen özlemimi az da olsa hafifletmeye çalışırken bakın, blog gezerken beni ne buldu: 

{Özel} Kavuşma

Geçen sene iki gün sonra {Özel} Hayat... Hayal... Gerçek... başlıklı yazımda hayalini kurduğum köşeyi fotoğraflayıp, özlemimi dile getirmiştim. Aradan bir yıl geçmiş ve ben bu akşam Instagram'a yüklediğim fotoğraflara bakarken yazlığın bu köşesini ne çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Geçen seneki yazımı okursanız (yukarıdaki başlığa tıklamanız yeterli) beni daha iyi anlayacaksınız (: 

Bildiğiniz aşığım bu köşeye. Gün boyu orada kitap okumaya, müzik dinlemeye, sohbet etmeye aşığım. Kışın bu fotoğraflara bakmaya da bayılıyorum. Hele ki her şeyi bırakıp kaçmak istediğim de ilaç oluyor bu kareler bana. 



29 Mayıs 2013 Çarşamba

{MissKitap} Özlemle Beklenen Yaz!

Mevsim 2 gün sonra dönecek yaza, 
bünye ayak uydurmaya çalışmakta bu sıcaklara, 
ruh iliklerine kadar ısınıp kitabını okumak ister sımsıcak kumlarda (: 



23 Mayıs 2013 Perşembe

{MissKitap} Zihnin Oyunları

Hep deriz ya da denilir ya "Terliyken su içtin bak hastalandın", "Ay dondurma yedim, boğazlarım şişecek", "Cereyanda kaldım, omzum tutulacak" vb. İşte bu kitabı okuduktan sonra aslında tüm bu söylenenlerin bahaneler olduğunu, hastalıkların zihninizin size verdiği sinyalleri olduğunu ve bu sinyallere kulak vermeniz gerektiğini anlıyorsunuz. 

15 Mayıs 2013 Çarşamba

{MissKitap} Güneş Bulduysan Sarıl, Bırakma...

Çok sevdiğim ortaokuldaki sınıf öğretmenim Semra hocamın tavsiyesi üzerine aldım bu kitabı. Bir gün ziyaretine gittiğimde "Khaled Hosseini  diye Afgan bir yazar var. İki kitabını da okudum. Mutlaka okumalısın." önerisi üzerine hemen gidip iki kitabı birden almıştım. Bin Muhteşem Güneş, yazarın ikinci kitabı. Uçurtma Avcısı'nı daha sonra, filmi de izleyip öyle yazacağım.



8 Mayıs 2013 Çarşamba

{MissKitap} Her Genç Kızın Gizli Defteri (:

Geçtiğimiz hafta sonu Tekirdağ'da kitaplığımın derinliklerine daldığımda karşıma çok uzun süre uzak durup, lisede bir yaz günü aşkla bağlandığım bir kitap çıkıverdi. Ortaokuldaydım annem, ablam büyük bir zevkle ve merakla okuyordu bu kitapları. Ben ise oralı bile değildim. Bir tek Serra adında bir kız olduğunu duyuyordum o kadar.  Sonra lisede bir yaz günü kitaplıkta duran bu kitaplara merak saldım. Hem de bir anda hepsini ama hepsini hemen okumak istedim. Hatta bizimkilerin artık takip etmediği/ etmekten sıkıldığı kitapları bile oradan buradan bularak okudum. Adından anlaşıldığı, benim yaşlarımda -90'larda çocuk olmuş- olan herkes okusa da okumasa da bilir zaten Bir Genç Kızın Gizli Defteri işte. O genç kızın adı da Serra. Ben en son Şimdi Düğün Zamanı kitabını okumuştum, serinin 6. romanı. Hatta 2004 yazında babamla kırtasiye dükkanımıza mal almak için Eminönü'ndeki kitapçılara gelmiştik ve hemen "Şimdi Düğün Zamanı geldi mi?" diye sorup babamın işlerini halletmesini beklerken okumaya başlamıştım. Serra'yı evliyken bıraktım. Sonra yollarımız ayrıldı. Biliyorum başına çok olay geldi, çok şey değişti (: